
Diyarbakır Kültür Yolu Festivali 9 Gün Boyunca Sanatın ve Tarihin Buluşma Noktası
Mezopotamya’nın kalbinde yer alan Diyarbakır, surları, Ulu Camii’si, Hevsel Bahçeleri ve kadim çarşılarıyla bu yıl dördüncü kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yaparak köklü mirasını çağdaş sanatla buluşturuyor. MEZOPOTAMYA IŞIĞINDA SANATLA DOKUZ GÜN diyerek başlayan festival, 11 – 19 Ekim tarihleri arasında konserlerden sergilere, söyleşilerden çocuk etkinliklerine kadar yüzlerce etkinliğe ev sahipliği yapacak.
Festivalin açılışı, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı’nın katılımıyla Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilen törende duygu dolu anlar yaşattı. Törene Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Eski Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Türkiye Kültür Yolu Festivali Direktörü Selim Terzi, il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı.
MEDENİYETLERİN İZİNDE, KÜLTÜRÜN KALBİNDE başlığıyla süslenen konuşmada Bakan Yardımcısı Yazgı, “Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 17. durağında, Diyarbakır’da yeniden sizlerle bir araya gelmenin heyecanını yaşıyorum. Fırat ve Dicle’nin kadim kolları arasında yer alan bu şehir, binlerce yıllık tarihi, zengin mutfağı ve misafirperver insanıyla Anadolu ve Mezopotamya’nın en seçkin kültürel merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.” sözleriyle festivalin kültürel derinliğini vurguladı. Bununla beraber Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri UNESCO tarafından ön plana çıkarılan miraslar olarak festival programında özel yer buldu.
DİYARBAKIR’DA RESTORASYON ATAĞI kapsamında, 9. Etap Restorasyonu, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi, Paşa Hamamı, Silvan Atatürk Evi, Saint George Kilisesi ve Çardaklı Hamamı gibi kronikleşen projelerin altı çizildi. Ayrıca Diyarbakır Cezaevinin müzeye dönüştürülmesi projesinin ilk etabı tamamlandı; 2. etabı için çalışmalar sürüyor. Zerzevan Kalesi, İç Kale Artuklu Sarayı, Çayönü Tepesi ve Eğil Kalesi’nde kazı ve restorasyon çalışmaları, kentin tarihsel zenginliğini gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.
KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ: AYDINLIK YARINLARA UZANAN UMUT KÖPRÜSÜ başlığı altında, Bakan Yardımcısı Yazgı, festivallerin Türkiye’nin kültür ve sanat hareketine dönüştüğünü vurguladı. “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla çocuklarımızın gurur duyacağı bir geleceği hep birlikte inşa ediyoruz. Kültür ve sanatın birleştirici gücüne inanıyor; bu festivalleri barışa, kardeşliğe ve aydınlık yarınlara uzanan bir umut köprüsü olarak görüyoruz.” şeklindeki mesaj, festivalin genişletilmiş etkisini net olarak ortaya koyuyor.
MEZEPOTAMYA’NIN KALBİ 9 GÜN BOYUNCA SANATLA AYDINLANACAK bölümünde, Diyarbakır Arkeoloji Müzesi ziyaretiyle başlayan yolculuk, kent tarihinin derinliklerini hatırla dolu bir serüvene dönüştürüyor. Ziyaret boyunca arkeolojik buluntular ve eserler, heyete kentlerin binlerce yıllık geçmişini canlı bir şekilde aktardı. Özellikle Saint George Kilisesi’ndeki sergiler, modern sanatın iki büyük ustasını bir araya getiren “Pablo Picasso: Yaratılış Her Şeydir” ve “Auguste Rodin: Belle Époque ve Bohemya” sergileriyle renklenerek, ziyaretçilerde derin bir etki bıraktı.
Ardından Şehzadeler, Sultanlar ve Oyuncaklar Sergisi ile Osmanlı dönemi el yapımı oyuncakları, minyatür figürler ve kültürel mirası yansıtan eserler, özel bir perspektif sunarken; Dağkapı 1 ve 2 Nolu Burç’ta yer alan “Ben Yıkılmayacağım” sergisi, kentin direniş ve yeniden doğuş hikayesini gözler önüne serdi.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE UZANAN SANAT YOLCULUĞU bölümünde, Ulu Camii Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesinde açılan “Selam Ayetleri Sergisi” ile hat sanatının en incelikli örnekleri sergileniyor. Ardından Cahit Sıtkı Tarancı Evi Kültür Müzesi ziyaret edilerek “Yaşayan Miras: Diyarbakır’dan Yükselen Işıltılar”, “Dijital Hareketli Minyatür Uygulaması”, “Türkiye’nin Minyatürleri” ve “Türkiye’nin Ustaları” belgeselleri inceleniyor. Geleneksel el sanatlarının çağdaş dokunuşlarla buluştuğu bu eserler, geçmişle bugünü bir araya getirerek ziyaretçilere unutulmaz bir sanat yolculuğu sunuyor.
Paşa Hamamı açılan “Hamid Aytaç’ın İzinde, İcazetnameler Sergisi” ise tarihi yapının taş kemerleri arasında hat sanatının zarafetini ve mirasın sürekliliğini bir kez daha hatırlatıyor.
Festival boyunca yapılan programlar, sadece sergiler ve sergilemelerle sınırlı kalmıyor; konserler, söyleşiler, çocuk atölyeleri ve interaktif deneyimler ile ziyaretçilerin günlük yaşamına dokunan çok boyutlu bir deneyim sunuyor. Çocuklar için özel atölyeler, gençler için yaratıcı projeler ve yetişkinler için derinleştirilmiş sanat oturumları ile herkes kendine uygun bir etkinlik bulabiliyor.
Festivalin etkisi, yalnızca Diyarbakır sınırları içinde kalmıyor; şehirlerin kültürel mirasını ve güncel sanat üretimini bir araya getirerek bölgesel turizmi canlandırıyor ve global sanatsal diyaloglar için köprüler kuruyor. Diyarbakır Kültür Yolu Festivali, UNESCO’nun kültürel miras alanına yaptığı vurgu ve yerel halkın katılımı ile sürdürülebilir bir model olarak öne çıkıyor.
Bu yılki program, ölçekli projeler, yenilikçi sergilemeler ve kültürel diyalog odaklı etkinliklerle zenginleşiyor. Restorasyon çalışmalarıyla ortaya çıkan mekânlar, sergilerle renklendirilirken, yerel sanat üreticileri ile işbirliği yapan atölyeler, ziyaretçilere eşsiz deneyimler sunuyor.
Festivalin kapanışı, Diyarbakır Arkeoloji Müzesi çevresinde düzenlenen çok katmanlı bir etkinlikle yapılabilir ve bu kapanışta modern sanat ile kadim miras arasındaki kesişimler daha da belirginleşir.
KAYNAK: HABER7
