
Festivalin Kapsamı ve Ritmi: Kadınların Sesini Yükselten Uluslararası Buluşma
Uçan Süpürge Vakfı’nın düzenlediği 29. Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, Ankara’nın öne çıkan beşeri mekânlarında toplam bir hafta boyunca kadınların sinemaya ve toplumsal hayata damgasını vuran anlaları sahneledi. Festival, yalnızca filmlerin gösterimiyle sınırlı kalmayıp, tartışmalı paneller, ustalık sınıfları ve özel gösterimler ile kadın hareketinin hafızasını canlı tutmayı amaçlıyor. Bu yılın teması “Çiçek mi dediniz?” etrafında şekillenen program; savaş, göç, aile dinamikleri ve hafıza temalarını merkeze alarak, seyircinin düşünsel ve duygusal katılımını tetikliyor.
FIPRESCI Ödülü ve İzleyici Oylamaları: Öne Çıkan Anlar
Festivalin kapanışında, FIPRESCI jürisi, belgesel-tam metinli yaklaşımıyla dikkat çeken Yo, Aşk Asi Bir Kuştur filmini ödüllendirdi. Jüri, bu yapıtı hafıza ile güncel yaşam arasındaki ince dengeyi başarıyla kurduğu için seçti; film, Anna Fitch ve Banker White’ın yönetmenliğinde sinemasal bir hatırlama pratiğini aktarıyor. Seyirci oylamaları ise Yaşadığını Görmek Ne Güzel gibi toplumsal hafıza odaklı bir belgeseli öne çıkararak izleyici katılımını zenginleştirdi. Bu iki ödül, festivalin sadece gösterimlerle sınırlı kalmayıp, sinemanın düşünsel araç olarak kullanıldığını da kanıtlıyor.
WeART Syria Projesi: Sınırları Aşan Kadın Anlatıları
Savaşın gölgesinde kadınların hayata tutunma çabası, bu yılki programın önemli bir parçasıydı. WeART Syria Projesi kapsamında sergilenen A Voice Without an Echo ve The Permission to Film kısa filmleri, göçün ve yeniden inşa sürecinin kadın öykülerine nasıl yansıdığını somut bir şekilde gösterdi. Bu çalışmalar, izleyeni yalnızca görsel bir deneyimle değil, etik ve politik sorumluluklarla donatılmış bir gerçeklikle yüzleştirdi. Proje idarecileri Suaad Alaswad ve Ghufran Almahmood’un sahneye davet edilmesi ise katılımcı bir yaklaşımın altını güçlendirdi.
Ustalık Sınıfları: Lucia Murat ve Yeşim Ustaoğlu ile Derinleşen Sinema
Festivalin en çarpıcı yanlarından biri, dünyaca ünlü yönetmenler Lucia Murat ve Yeşim Ustaoğlu ile gerçekleştirilen ustalık sınıflarıydı. Murat, bellek ve feminizm ekseninde sinemasını kurarken Que Bom Te Ver Viva gibi üretken bir portföyün üzerinden kurduğu bağları paylaştı. Katılımcılar, Mukavemet, hafıza ve direniş motiflerini sinemada nasıl işlediğini sahici örneklerle gördüler. Ustaoğlu ise belgesel ve kurmaca arasındaki sınırları, sinemanın toplumsal hafızayı nasıl kayıt altına aldığı sorusuyla ele aldı; savaş, göç ve kimlik meselelerini işleyen filmlerinin çıkış noktalarını aktardı. Bu oturumlar, genç sinemacılar için de teknik ve estetik ilham deposu oldu.
Türkiye’de ve Bölgesel Duyarlılık: Panel ve Tartışmalar
“Orta Doğu’da Kadın, Hafıza ve Direniş” paneli, kadın yönetmenlerin sahne arkasında verdikleri varoluş mücadelelerini ve toplumsal eşitsizliklere karşı tutumlarını gündeme taşıdı. Moderatör Tuğçe Kutlu’nun eşliğinde Seemab Gul ve Gözde Kural gibi isimler, teknik ekipman ve üretim süreçlerinde kadın emeğinin görünürlüğünü tartıştı. Ayrıca Türkiye’deki sinema ve dizi endüstrilerinde kadın emeğinin teknik alanda karşılaştığı zorluklar, KUDA ve Susma Bitsin gibi dayanışma ağlarının önemine vurgu yaptı. Bu oturumlar, programın teorik derinliğini canlı bir şekilde pekiştirdi.
Etimesgut CKM ve Açılım: Saha Etkinlikleriyle Yakınlık
Etimesgut Belediyesi’nin CKM sahnesi, hafta boyunca Yeşim Ustaoğlu’nun Tereddüt ve Lucia Murat’ın Oyun Vakti gibi yapımlarını izleyiciyle buluşturdu. Gösterimlerin ardından düzenlenen moderasyonlu söyleşiler, izleyicileri yönetmenlerle birebir diyaloga taşıdı; özel bir oda ise Koridor ve Emel Göksu söyleşileriyle kadın odaklı ev içi emek, yaşlılık ve destek mekanizmaları konularını derinleştirdi. Bu sıcak ve doğrudan iletişim, festivale katılımı yüksek tutarken katılımcı deneyimi güçlendirdi.
Ulusal ve Uluslararası Seçkiler: Öne Çıkanlar
Festival, Ulusal Kısa Kurmaca ve Ulusal Kısa Belgesel ile Deneysel Seçkiler gibi kısa formatlarda kadın yönetmenlerin farklıestetik yönlerini sergiledi. Uzun metrajlarda ise Cinema Jazireh ve Kuru Taşın Başı gibi projeler, Afganistan’daki dayanışmayı ve Yusufeli’nin baraj projesinin toplumsal belleğini eleştirel bir zemine oturttu. Bu çeşitlilik, izleyiciye güncel ve geçmişe dair çok boyutlu bir sinema repertuarı sundu.
Gece ve Günün Ritmi: Ödüller, Anmalar ve Teşekkürler
Kapanışta verilen FIPRESCI Ödülü’nün yanı sıra, Marjane Satrapi anısına yapılan video gösterimi ve sahnede yapılan teşekkür konuşmaları, festivalin duygusal ve toplumsal yankısını güçlendirdi. Gecenin sonunda gönüllü ekiplerin alkışlarla sahneye çağrılması, festivale emek veren herkesin katkısını görünür kıldı. Bu bağlamda, festival sadece filmleri değil, onunla etkileşim kuran insanlar arasındaki dayanışmayı da öne çıkarmayı başardı.
Sonuç: Kadınların Sesleri, Hafıza ve Direnişin Yeni Anlatıları
Bu yılki Uçan Süpürge Festivali, kadın hareketinin sinemaya taşıdığı hafıza, kimlik ve direniş öykülerini zengin bir programla bir araya getirdi. FIPRESCI’nin ödülüyle güçlenen sinemasal analiz, WeART Syria Projesi’nin toplumsal belgeli anlatımları ve ustalık sınıflarının yaratıcı ilhami, geleceğin kadın yönetmenlerini yönlendirecek bir rehber niteliği taşıdı. Festival, hem estetik hem de politik açıdan toplumsal hafızayı canlı tutarken, izleyiciye güvenli, kapsayıcı ve cesur bir sinema deneyimi sundu.

İlk yorum yapan olun