Sanat dünyasını sarsan bir buluşma, 21 Şubat 2026’da Evrim Sanat Galerisi’nde gerçekleşti: Mehmet Kına’nın “Heey Keçiler, Hooy Keçiler” başlıklı kişisel sergisi, izleyicileri büyüleyici bir mozaik yolculuğuna çıkardı. Bu sergi, yalnızca bir sanat etkinliği değil, kırsal hayatın derin izlerini taşıyan eserlerle toplumsal dönüşümleri sorgulayan bir manifestoydu. Keçilerin simgesel gücü, taş ve camın birleştiği yüzeylerde hayat bulurken, ziyaretçiler eski Anadolu geleneklerini çağdaş bir bakışla yeniden keşfetme fırsatı buldu. Bu eserler, Mehmet Kına’nın kişisel bağlarını ve kültürel belleği, mozaik sanatı üzerinden güçlü bir anlatımla sunarak, izleyiciyi derinden etkilemeyi başardı.
Mehmet Kına, yıllardır mozaik sanatı‘nı geleneksel tekniklerle harmanlayarak çağdaş yorumlar getiriyor. Eserlerinde keçi imgesi, ailevi köklerinden beslenen bir metafor olarak öne çıkıyor. Hatay’ın zengin mozaik mirasından ilham alan sanatçı, taş, cam ve doğal malzemeleri kullanarak Anadolu’nun kadim hikâyelerini günümüze taşıyor. Bu sergi, Kına’nın önceki çalışmalarıyla bağlantılı; örneğin 2024’teki “Keçileri Kaçırmadan Keçiler” sergisi, bu yeni yapıtların temelini oluşturuyor. İzleyiciler, 21 eserin arasında dolaşırken, kırsal yaşamın dinamiklerini, toplumsal dönüşümleri ve doğayla kurulan bağları simgesel bir dille keşfediyor. Kına’nın yaklaşımı, sadece estetik bir zevk değil, aynı zamanda eleştirel bir bakış sunuyor; keçileri direnişin, uyumun veya eleştirinin sembolü haline getirerek, güncel meseleleri ustaca işliyor.
Serginin açılış kokteyli, sanat camiası‘nın önde gelen isimlerini bir araya getirdi ve Kına’nın son dönem çalışmalarını yakından inceleme şansı yarattı. Sanatçı, düşüncelerini şu sözlerle paylaştı: “Bu sergide, keçilerin binlerce yıllık hikâyelerini estetize edilmiş mozaikler aracılığıyla anlatıyorum. Aile geçmişimden gelen bağlar, eserlerime yansıyor ve toplumsal yaşamı irdeleyerek günümüze dair göndermeler yapıyorum.” Evrim Sanat Galerisi’nin kurucusu Betül Ketenci de, serginin başarısını vurguladı: “Eserler, figüratif anlatımı, güçlü renk kullanımı ve dokusal zenginliğiyle dikkat çekiyor; keçi imgesi, direnişin veya uyumun sembolü olarak öne çıkıyor.” Bu yorumlar, sergiyi sadece bir sanat olayı olmaktan çıkarıp, düşünsel bir deneyime dönüştürüyor.
Mehmet Kına’nın sanat yolculuğu, onu mozaik sanatı‘nın çağdaş bir temsilcisi haline getiriyor. 1967’de Hatay Yayladağı’nda doğan sanatçı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünden mezun oldu. Kariyerinde, Aykırı dergisinin yazı işleri müdürlüğünü üstlendi ve çeşitli sanatçılarla işbirlikleri yaptı. 2000-2006 yılları arasında Maltepe Sanat Galerisi’nde yönetim kurulunda yer aldı, ardından 2010’da Düş Yolcusu Sanat Durağı’nı kurdu. Bu deneyimlerle, lise yıllarından beri mozaikle uğraşan Kına, Hatay Mozaik Müzesi’ndeki eserlerden esinlenerek kendi tarzını geliştirdi. Şimdi, Maltepe’deki atölyesinde çalışmalarına devam eden sanatçı, Kültür Bakanlığı’nın mozaik sanatçısı unvanını taşıyor. Sergileri, Kozyatağı Kültür Merkezi’nden Hatay günlerine kadar uzanan bir yelpazede izleyicilerle buluştu.
Mozaik Sanatı ve Keçi İmgesinin Etkisi
Mozaik sanatı, Anadolu’nun köklü bir geleneği olarak Kına’nın eserlerinde yeni bir soluk kazanıyor. Sanatçı, taş ve cam gibi malzemeleri kullanarak, keçi figürlerini merkezine alıyor. Bu imge, yalnızca bir hayvanı değil, kırsal yaşam‘ın ve toplumsal değişimlerin yansımasını temsil ediyor. Örneğin, bir eserde keçi, dağları tırmanırken direnişi simgeliyor; başka birinde, uyumun sembolü olarak doğal çevreyle bütünleşiyor. Kına, bu temaları adım adım geliştiriyor: Önce malzemeleri seçiyor, ardından desenleri çiziyor ve son olarak mozaikleri birleştirerek katmanlı bir anlatı yaratıyor. Bu süreç, izleyiciyi, Anadolu’nun tarihsel mozaiklerinden esinlenen çağdaş yorumlara davet ediyor, böylece kültürel bellek canlı tutuluyor.
Sergideki eserler, renk ve doku açısından zengin bir çeşitlilik sunuyor. Kırmızı ve yeşil tonlar, keçilerin enerjisini yansıtırken, mavi detaylar doğanın sakinliğini vurguluyor. Kına’nın tekniği, geleneksel yöntemleri modern kavramlarla birleştirerek, sanatı toplumsal bir araç haline getiriyor. Bu yaklaşım, izleyicileri düşündürmeyi amaçlıyor: Keçilerin halleri, aslında insan toplumunun yansımaları mı? Sanatçı, bu soruları eserlerinde işleyerek, toplumsal eleştiriyi sanatsal bir dille aktarıyor. Sonuçta, her mozaik, bir hikâye anlatıcısı gibi davranıyor ve ziyaretçileri kendi yorumlarını yapmaya teşvik ediyor.
Evrim Sanat Galerisi ve Sergi Detayları
Evrim Sanat Galerisi, bu sergiye ev sahipliği yaparak sanatseverleri bir araya getiriyor. Galeri, Caddebostan Mahallesi Bağdat Caddesi’nde bulunuyor ve 11 Mart 2026’ya kadar ziyarete açık. Haftaiçi 11:00-19:00, pazar günleri 12:00-18:00 saatleri arasında gezilebilen sergi, Betül Ketenci‘nin vizyonuyla şekilleniyor. Ketenci, Kına’nın eserlerini “estetik ve düşünsel bir deneyim” olarak tanımlıyor, ki bu da galeri ziyaretlerini daha anlamlı kılıyor. Ziyaretçiler, buraya gelerek hem sanatı deneyimleyebilir hem de İstanbul’un sanat ortamına katkıda bulunabilir.
Sergi, koleksiyonerler ve sanat meraklıları için önemli fırsatlar sunuyor. Örneğin, bir ziyaretçi, Kına’nın mozaiklerini inceleyerek kendi kültürel bağlarını keşfedebilir. Galeri, bu tür etkinliklerle İstanbul’un sanat haritasında önemli bir nokta haline geliyor. Kına’nın çalışmaları, sadece sergi duvarlarında kalmıyor; izleyicilerin zihinlerinde uzun süre etkisini sürdürüyor. Bu, sanatın toplumsal rolünü vurgulayan bir örnek ve çağdaş sanatın evrimini gösteren bir kilometre taşı.
Mehmet Kına’nın eserleri, keçi metaforu üzerinden geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bir eserde, keçilerin göçü toplumsal hareketliliği simgeliyor; diğerinde, onların dayanıklılığı çevre sorunlarına dikkat çekiyor. Sanatçı, bu temaları adım adım işliyor: Malzemeleri topluyor, taslaklar çiziyor ve mozaikleri birleştirerek katmanlı anlatılar yaratıyor. Bu süreç, izleyicileri Anadolu’nun tarihsel mirasıyla buluştururken, güncel tartışmalara da ışık tutuyor. Sonuçta, “Heey Keçiler, Hooy Keçiler” sergisi, sadece bir sanat olayı değil, düşünceyi tetikleyen bir deneyim haline geliyor.
Sanatçının Kariyerindeki Dönüm Noktaları
Mehmet Kına’nın kariyeri, çeşitli dönüm noktalarıyla dolu. Felsefe eğitiminden sonra, desen ve resim dersleriyle sanat yolculuğunu derinleştirdi. Düş Yolcusu Sanat Durağı’nı kurması, birçok sergiye ev sahipliği yapmasını sağladı. Bu deneyim, onu mozaik sanatı‘nda ustalaştırmış ve eserlerini daha özgün kılmıştır. Kına, Hatay’daki çocukluk anılarından beslenerek, mozaikleri kişisel bir anlatıya dönüştürüyor. Bu, onun kariyerindeki en güçlü yönlerden biri ve izleyicileri her zaman şaşırtıyor.
Son olarak, Kına’nın çalışmaları, sanat ve toplum ilişkisini yeniden tanımlıyor. Eserleri, sadece duvarları süslemiyor; izleyicileri düşünmeye ve sorgulamaya yöneltiyor. Bu sergi, onun evrimini gözler önüne sererken, gelecekteki projelerine de ilham veriyor. Evrim Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek bu eserler, sanatseverler için unutulmaz bir fırsat sunuyor.

İlk yorum yapan olun